Zumrut Kuloğlu, Nevşehir'in en muflis mahallesinde babası, annesi ve iki kız kardeşiyle birlikte yaşamakta, İc Anadolu'nun en kudretli ailelerinden Demirkanların fabrikasında calışmaktadır… Zumrut'un annesi Ulfet halinden surekli şikayet eden, kızlarını hayırlı bir kısmetle evlendirip yaşadıkları rezil hayattan kurtulmanın hesapları peşinde olan bir kadındır…
Zumrut, bir yandan onun baskılarıyla başa cıkmaya uğraşırken diğer yandan Demirkanların varislerinden Adil Bey'in evlenme teklifini annesinden gizlemeye calışmaktadır… Ne var ki Ulfet bunu oğrenecek ve kızını nikah masasına oturtmak icin bin bir ceşit oyuna başvuracaktır… Zumrut ise her şeye rağmen direnecektir. Cunku yureğini kavuran bir sır vardır… Zumrut, Demirkanların Suriye'de şehit duşen torunu Serhat'a aşıktır… Ve bu aşk kule donmuştur…
Serhat Demirkan (28) – ALP NAVRUZ
Serhat Demirkan, Nevşehir'in en zenginlerinden Demirkan Ailesi'nin en buyuk torunuydu… Anne ve babasını daha cok kucukken kaybetmişti… Bu yuzden amcası Adil Demirkan onu kendi oğlu gibi yetiştirmişti… Ama yine de yetim ve oksuz buyumenin acısını her zaman yureğinde hissetmişti Serhat… Bundan dolayı da hiddetli, savaşkan bir delikanlı olmuştu… Hem okumuş hem de amcası Adil'in yanında; fabrikalarda, kum ocaklarında, narenciye depolarında calışmış, zaman gectikce daha da sert, daha da kabuklu bir adam haline gelmişti… Once muhendislik bolumunu bitirmiş ardından da işletme dalında yuksek lisans yapmıştı Serhat… Holdingin butun faaliyetleri hakkında ust duzey bilgi sahibiydi… İşinin ehliydi… Zumrut'le de holdingde tanışmış, birbirlerine delicesine sevdalanmışlardı… Lakin araya askerlik gorevi girince evlilik planlarını ertelemek zorunda kalmıştı genc aşıklar… Terhis olmasına sadece birkac ay kala Serhat'ın Suriye'de şehit duştuğu haberinin gelmesi hem Zumrut'u hem de Demirkan Ailesi'ni can evinden vurmuştu… Ağıtlar yakıldı. Karalar bağlandı… Ama oldu sanılan Serhat aslında yaşıyordu… Esir duşmuştu duşman ellerde… Bir mucize eseri geri donduğunde ise eski Serhat değildi artık… Savaşın ortasından, zindanlardan, cehennemden arkasında onlarca olu bırakarak donup gelmişti… En yakın arkadaşlarını toprağa verip gelmişti… Serhat artık bambaşka bir insandı… Daha da sert, daha da acımasız bir adam olmuştu…
Zumrut Kuloğlu (23) – CEREN YILMAZ
Zumrut fakruzaruret icinde yaşayan Kuloğlu Ailesi'nin en buyuk kızıydı… Anası, babası ve iki kardeşiyle muflis Korkuyu Mahallesi'nde yaşıyordu. Calışkan, vefalı, kendinden daha cok ailesini duşunen, onurlu ve sebatkar bir kızdı. Zumrut de cevresindeki herkes gibi Demirkanların holdinginde calışmaktaydı. Tum ailenin yuku onun sırtındaydı. Kazandığı butun parayı da kuruşu kuruşuna anasının eline sayıyordu. Ama Zumrut'un maaşı beş boğazı gecindirmeye yetmiyordu. Ote yandan yureğinde tarifi imkÂnsız bir acı taşımaktaydı. Sevdalısı Serhat'ın olum haberi geldiğinden beri hayat onun icin dayanılması zor bir hÂl almıştı. Yine de bağrına taş basarak kardeşleri icin didinip durmaktaydı. Serhat'ın amcası Adil Demirkan'ın ısrarla onunla evlenmek istemesi ise Zumrut'u cıkmaz sokaklara, kor kuyulara atmıştı… Zumrut, Adil'in teklifini de her defasında reddetmiş olsa da anası Ulfet ve kız kardeşi Meliha'nın kurdukları tuzaklar, planladıkları haince oyunlar onu sonunda caresiz bırakmıştı… Gonulsuzce Adil Demirkan'la evlenmeyi kabul etti. Ama oldu sandığı Serhat'ın duğun gecesi geri donmesiyle dunya Zumrut'un başına yıkıldı. Arkasından aylarca gozyaşı doktuğu Serhat kanlı canlı bir halde karşısındaydı… Kul olup savrulan aşkını yeniden diriltmek icin buyuk bir savaş vermesi gerekiyordu.
Ulfet Kuloğlu (46) – HATİCE ASLAN
Gencliğinde cok guzeldi, cok alımlıydı Ulfet… Zengin, hali vakti yerinde bir talip bekledi hep… Ama olmadı… Ailesi onu topal Rustem'e verdi. Ardından yine yokluk, yine sefalet… Cıkarcı, makyevelist, oportunist bir kadın haline getirdi hayat ve şartlar onu… Hırsı hic bitmedi Ulfet'in… “Bir gun mutlaka yırtacağım!” dedi icinden… Ve Zumrut'le Meliha doğdu… Artık kızları bu sefil hayattan kurtulmanın tek anahtarıydı onun icin… Dort bir yana nam salacak kadar guzel olan evlatlarını hali vakti yerinde damat adaylarına peşkeş cekmek icin elinden ne geldiyse yaptı Ulfet… Sonunda amacına da ulaştı. Cok parası vardı artık… Ama şu dunyanın en bilindik şeyini unutmuştu… Para mutluluk getirmiyordu…
Abbas Demirkan (54) – SELİM BAYRAKTAR
Serhat'ın buyuk amcası Abbas Demirkan hem holdingin hem de Demirkan Konağı'nın reisiydi… Somurgeci, ahlaksız, omurgasız, kafasının icinde kırk tilki dolaşan, sinsi bir adamdı… Acımasızlığı ve gaddarlığıyla un salmıştı… Yolsuzluğa, ruşvete, mafyoz ilişkilere bulaşmıştı… Ozel hayatı da ayrı bir kepazelikti… Anası Azimet (AYTEN UNCUOĞLU) dışında, etrafındaki butun kadınları satın alınacak birer mal gibi gorurdu… Karısı Nevcihan'ı (ELİF CAKMAN) surekli olarak aşağılar, herkesin ortasında rencide etmekten cekinmezdi. Karısının ustune getirdiği kuması Fitnat (MİNE KILIC) yetmiyormuş gibi, ev actığı metresler, para yedirdiği dostları vardı… Ama hÂl gozu doymuyordu… Bu durum da kardeşi Adil Demirkan'ı cileden cıkartıyordu… Son gunlerde yaşanan elim hadise ise Adil icin bardağı taşıran son damla olmuştu. Abbas'ın evlilik vaadiyle kandırdığı daha on sekiz yaşındaki Oya adlı genc kız intihara teşebbus etmişti. Ve bunun tek musebbibi Abbas Demirkan'dı. Bu olaydan dolayı iki kardeş arasında ipler kopma noktasına gelmişti. Adil ağabeyine onu polise ihbar edeceğini, yıllarca hapislerde suruneceğini soyledi… Abbas Demirkan bunun altında kalmayacak kadar kindar bir adamdı. Adil'i ortadan kaldırmanın bir yolunu buldu. Boylece hem her işine taş koyan, onu hapse atmakla tehdit eden kardeşinden kurtulmuş olacak, hem de daha ilk gunden goz koyduğu Adil'in mustakbel karısı Zumrut'e sahip olacaktı. Abbas bu şeytanca planlarla uğraşırken, oldu zannettiği yeğeni Serhat'ın duğun gecesi aniden ortaya cıkmasıyla kurduğu her şey altust oldu. Artık yeni bir duşmanı vardı… Serhat Demirkan…
Rustem Kuloğlu (48) – SERHAT OZCAN
Gozutok, kalender, yufka yurekli, naif bir adamdı… Uzun yıllar boyunca calıştığı Demirkan Holding'in kum ocaklarında ağır bir iş kazası gecirmiş, sakat bacağıyla işsiz gucsuz, dımdızlak ortada kalmıştı… Rustem eve ekmek getiremeyen, karısı tarafından tamama tutulmayan, kızı Zumrut'un eline bakan caresiz biri oluvermişti… Bu durum icini parcalıyordu… Ulfet'in yıllardır ihmal ettiği, yuzune bile bakmadığı Rustem daha da icine kapanmıştı… Tek dayanağı olan kızı Zumrut'un de evlenip gitmesinin ardından yapayalnız kaldı Rustem… Ama o da her insan gibi sevilmek, takdir edilmek istiyordu… Umutsuzca cırpınırken nihayet aradığı sevgiyi yeni komşuları Nezaket'te buldu… Ve sonra bambaşka biri haline geldi Rustem… Once o eski bastonu fırlatıp attı… Sonra da hayata dort elle sarıldı…
Saniye Arsoy (25) – SEBAHAT KUMAŞ
Demirkan Holding'in yuzlerce calışanından biriydi Saniye… Abbas Demirkan'ın evlenme vaadiyle kandırıp sonra da bir koşeye attığı Oya'nın ablasıydı… Alnına calınan kara lekeyi hazmedemeyen Oya'nın intiharıyla hayatı alt ust oldu. Adaletin tecellisi icin Adil Demirkan'dan yardım istedi. Ne var ki Adil kor karanlıklarda Abbas'ın kandırdığı bir adam tarafından vuruldu ve hayatını kaybetti… Saniye'ye yardım edebilecek yegÂne insan da hayatta değildi artık… Saniye bunun caresizliği icerisinde yılgın, yıkık, bedbin bir haldeydi… Ama Serhat Demirkan girdi hayatına… Saniye, Abbas'ın Oya'ya yaptıklarını, kardeşini nasıl kaybettiğini anlattı Serhat'a… Serhat hic yalnız bırakmadı Saniye'yi… Kol kanat gerdi ona… Hami oldu bu yalnız ve harap olmuş kıza… Zaten yaraları ve gecmişleri cok benzerdi… İkisi de oksuz ve yetim buyumuştu… İkisi de sevdiklerini birer birer kaybetmişlerdi… Yakınlaşmaya başladılar ister istemez. Serhat, Saniye'ye yeni bir hayatın kapılarını actı. Once dışarıdan liseyi bitirmesine onayak oldu. Sonra da buro yonetimine yazdırdı… Saniye cok akıllı bir kızdı. Hızla geliştirdi kendini… Demirkanların veliahdı Serhat Demirkan'ın asistanı olana kadar her işi yaptı Holding'de… Derken Saniye, Serhat'a Âşık oldu vakit gectikce… Hem de cok Âşık oldu… Ama Serhat, Zumrut'le evliydi… İcinden hep aynı şeyi soyluyordu Saniye… “Ben canımı kaybettim… Oya'mı kaybettim… Ben anamı, babamı kaybettim… Ama Serhat'ı kaybetmeyeceğim!”
Omer Lutfi Bakırcı (46) – GOKHAN BEKLETENLER
Adil'in sadece iş arkadaşı değil, aynı zaman da sağ kolu, holdingdeki gozu kulağı, dert ortağıydı… Calışkan, durust, işine son derece bağlıydı. “Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan…” sozunu haklı cıkarırcasına Adil gibi merhametli ve adildi… Abbas Demirkan onun şirketteki varlığından cok rahatsızdı… Holdingle ilgili sorunlar konusunda surekli olarak Adil'i doldurduğunu duşunuyordu. Ozellikle iş guvenliği ve işci haklarıyla ilgili masa onune getirdiği dosyalar yuzunden kan beynine sıcrıyordu. Omer Lutfi'yi eski koye yeni adet getirmeye calışan bir işguzar olarak goruyordu. Ustelik Omer Lutfi sadece işle ilgili raporlar vermiyordu Adil'e… Ağabeyi Abbas'ın attığı her adımdan haberdar olmak isteyen Adil, Omer Lutfi'den Oya meselesini de takip etmesini istemişti. Abbas yuzunden intihara kalkışıp hayatını kaybeden genc kız ise hem Adil'i hem de Omer Lutfi'yi derinden yaralamıştı… Bu olayın cok daha vahim olayların tetikleyicisi olduğunu bilmiyordu Omer Lutfi… En yakın dostunun hain bir kurşuna kurban gideceğinin farkında değildi… Adil'in olumuyle yapayalnız kalan Omer Lutfi, Serhat'a bel bağlayacaktı. Ve Adil'in yarım kalan işlerini onun tamamlaması icin elinden gelen desteği verecekti Serhat'a…